Site Tasarım: Savaş Çekiç Uygulama: İkipixel

Bu sitede bulunan resimler ve dökümanlar M. Sinan Genim'e aittir ve izinsiz kullanılamazlar. Ancak gerekli izin alındıktan sonra ve kaynak gösterilmek kaydıyla kullanılabilir.

Yayımlar / Bildiriler

ANADOLU KULÜBÜ

Merkezi Ankara’da bulunan Anadolu Kulübü’nün, İstanbul Büyükada Nizam mahallesinde, 23 Nisan caddesi üzerinde bulunan şubesi.

Anadolu Kulübü Cumhuriyet’in ilânından sonra Batılı bir yaşam biçimine uyma amacıyla Atatürk’ün isteği üzerine 31 Ekim 1926 tarihinde Ankara’da kurulmuş ilk ve tek parlamenter kulübüdür. Kuruluş tüzüğü gereği parlamenterlerin yanı sıra üst dereceli bürokratlar, hariciyeciler ile yabancı ülke elçileri de kulübün aslî veya geçici üyeleridir. İlk başkanı İsmet İnönü’dür.

İstanbul Büyükada’da bulunan şube 1937 yılında iflas eden Büyükada Yat Kulübü Türk Anonim Şirketi’nin icradan satın alınması suretiyle tesis edilmiştir. Kulüp dört parselde bulunan yedi yapıdan oluşur. XX. yüzyılın başlarında [1906] Yatch Club of Princess adıyla İngiltere Yat Kulübü’nün şubesi olarak bugün oyun salonunun bulunduğu binada [sarı ev] kurulmuştur. Daha sonra hemen yanında yer alan Giacomo Oteli’nin yanması üzerine, satın alınan parselde, o zamanki kulüp başkanı Leon Pearce’in girişimiyle bugünkü merkez bina [tarihî bina / beyaz ev] yaptırılmış ve 1908’de Prinkipo Yatch Clup Company Limited oluşmuştur.

Cumhuriyet’in ilânı ile 29 Temmuz 1924’te kulüp, adını Büyükada Yat Kulübü Türk Anonim Şirketi’ne çevirmiştir. 1937’de Atatürk’ün de teşvikiyle Anadolu Kulübü tarafından satın alınmış ve kulübün Büyükada şubesi olarak çalışmaya başlamıştır.

Anadolu Kulübü’nün ana tüzüğüne göre, Ankara üyeleri kulübün şubesinin de aslî üyeleri iken Büyükada üyeleri sadece şube üyesi kabul edilmişler, aynı dönemde İstanbul valisi, kara ve deniz kuvvetleri komutanları, vali yardımcıları, belediye başkan ve yardımcıları, Adalar kaymakamı ile İstanbul’da bulunan diplomatik çevreler, herhangi bir şart aranmaksızın ve aidatsız olarak üyeliğe hak kazanmışlardır.

1960’ta Demokrat Parti’yi iktidardan indiren ordu hareketi sonrasında, kulüp üyelerinin büyük çoğunluğu Yassıada’da yargılanmaya başlayınca Büyükada Anadolu Kulübü bir süre denetimsiz kalmış, daha sonra üyelik şartlarında kısmî değişiklikler yapılmış; üyelik, yüksek kademeli devlet memurlarına, yüksek rütbeli subaylara ve elçilere de açılmıştır.

Mimari üslûp olarak Anadolu Kulübü’nün bugünkü Büyükada’da bulunan binası İngiliz kökenli kolonyal ve viktoryen üslûplarının bazı özelliklerini taşımaktadır. Osmanlı Devleti’nin son günlerinde Batı yaşamına adapte olmuş Türkler’in, azınlıkların, Levantenler’in ve Avrupalılar’ın rağbet ettikleri Büyükada, özellikle söz konusu üslûpların yaygın olduğu yerleşmelerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Büyükada’da görülen ve yüzyılımızın başlarından kalan viktoryen üslûptaki birçok ev ve köşk ahşap olmasına karşın, Anadolu Kulübü binası, belki büyük ölçüleri, belki de İngiliz kültürünün ağır basması sebebiyle kâgir olarak inşa edilmiştir. Bina, çok hareketli çatısı ile ilk bakışta viktoryen üslûbu izlenimini kolayca vermektedir. Ancak ayrıntılara inildiğinde, yapının tam anlamıyla bir üslûba mal edilemeyeceği, seçmeci bir anlayışla hareket edildiği görülür.

Üst pencerelerde ampir üslûbunun belirtileri olan madalyonlara, frontonlara ve kolon başlıklarına yer verilmiştir. Viktoryen üslûp, çatıyı oluşturan kitlelerde [kuleler] ve elemanlarda, özellikle saçakları taşıyan destek strüktürlerinde kendisini açıkça belli eder. Yapının plan olarak belirli bir karakteri yoktur. Bazı anılarda belirtildiği kadarıyla, zemin katın yat kulübünün toplantı ve yemekleri için kullanıldığı, üst kattan ise otel olarak faydalanıldığı anlaşılmaktadır.

Yapının bahçeye bakan köşe odalarından birinde, Atatürk’ün adaya geldiği zaman kaldığı, bu sebeple de buraya bir banyo ilâve edildiği bilinmektedir. Bina 12-13 Ağustos 1979 gecesi, hemen yanında yer alan Akasya Oteli’nde başlayan bir yangın sonucu yanmış, özgün yapısına ve görünüşüne uygun olarak 1980’de mimar Sinan Genim tarafından restore edilmiştir. Anadolu Kulubü’nün bulunduğu arazi içerisinde yer alan diğer yapılardan sarı ev, çeşitli ek ve değişikliklerle günümüze ulaştığından özgün mimarisi hakkında bir hükme varmak zordur. Aynı arazide yer alan bir diğer önemli yapı ise "ikiz konaklar" olarak bilinen Gavuridis evleridir.