Site Tasarım: Savaş Çekiç Uygulama: İkipixel

Bu sitede bulunan resimler ve dökümanlar M. Sinan Genim'e aittir ve izinsiz kullanılamazlar. Ancak gerekli izin alındıktan sonra ve kaynak gösterilmek kaydıyla kullanılabilir.

Yayımlar / Bildiriler

AKS, ANTALYA KÜLTÜR SANAT MERKEZİ

 

http://www.tsmd.org.tr/TR,636/serbest-mimarin-22-sayisi-cikti.html

 

Renklerin ve hareketin cephedeki yansıması,
yapıya farklı bir hikaye yüklemeye yetiyor.

 

Antalya, Muratpaşa ilçesi, 9926 ada, 3 parsel sayılı 216 m2 büyüklüğündeki gayrimenkul üzerinde 1971 yılında inşa edilen Antalya Ticaret ve Sanayi Odası hizmet binası bulunmaktaydı. Oda’nın Ağustos 2008 tarihinde yeni binasına taşınması sonrası yaklaşık beş senedir boş bırakılan yapıda Antalya’ya hizmet veren bir kültür sanat yapısı inşa edilmesi için araştırmalar yapılmış ve bu araştırmalar sonucu Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi ile, yapının hizmete alınmasını takiben 12.02.2012 tarihinde 10 yıl süreli bir destek antlaşması yapılmıştır.

 

Ekte sunduğumuz AKS’ın Hikayesi başlığı altında özetlemeye çalıştığımız düşünceler ışığında, 2013 yılında hazırladığımız uygulama projesi 03.02.2013 tarih ve 48 sayılı Yapı Ruhsatı ile başlanan inşaat Temmuz 2015 tarihinde tamamlanmış ve 20.08.2015 tarih ve 413 sayılı Yapı Kullanma İzni alınmıştır. Deneme amacıyla Ağustos-Eylül 2015 tarihleri arasında Antalya Gravürleri ile Cecil Beaton Fotoğrafları’ndan oluşan ilk sergi, 16 Eylül 2015 tarihinde yapının resmi açılışı Ara Güler Fotoğrafları ve Pablo Picasso Sergisi ile devam etmiş olup, 29 Mart 2016 günü Andy Warhol ‘un “Herkes için Pop Sanat” isimli sergisi ile Antalyalılara hizmet vermeye devam etmektedir.

 

Üç cephesi komşu yapılara bitişik olan parselin tamamında ve 22.50 metre yüksekliğinde imar durumu bulunmaktadır. Ancak yapının bir Kültür ve Sanat merkezi olarak düzenlenmesi istendiği için yedi kat yerine beş kat olarak projelendirilmesinin uygun olacağı düşünülerek bu doğrultuda bir yapı yapılması kararına varılmıştır.

 

İnşaatı tamamlanan ve yapı kullanma izni alınan binanın yol kotunun altında bulunan iki kattan, İkinci Bodrum Kat, sığınak, tesisat hacimleri ve depo olarak, Birinci Bodrum Kat ise 112 kişilik Konferans salonu olarak hizmet vermektedir. Konferans Salonu’nda her tür mekanik, akustik ve elektronik düzenleme yapılmış olup, iki noktadan görsel yayın yapılabilmekte, iki adet simultane tercüme odası bulunmaktadır.

 

Giriş katında, giriş kontrol alanının dışında, kafe, hediyelik satış ünitesi, WC ve güvenlik odası bulunmaktadır. Birinci Katta üç adet eğiti salonu vardır. Bu salonlarda hem çocuklara, hem de konuya ilgi duyan yetişkinlere uygulamalı sanat eğitimi verilmekte ve küçük ölçekli konferanslar verilebilmektedir.

 

İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Katlar’da 142.50 m2 büyüklüğünde ve net yüksekliği 3.60 metre olan üç adet sergi salonu bulunmaktadır. Bu salonlarda bilgisayar denetiminde aydınlatma, ısıtma, soğutma ve nem kontrolü yapılmakta olup, bu salonların ve kütüphanenin yangın söndürme sistemi sulu sistem olmayıp, karbon dioksit gazı ile düzenlenmiştir. Çatı Katı’nda ise yapının kullanım amacına uygun bir sanat kitaplığı ile çalışma alanı oluşturulmuştur.

 

Yapının her katında birer adet (toplam sekiz adet) tuvalet mevcut olup bu tuvaletlerin biri çocuk (eğitim katında), ikisi ise engelli kullanımına tahsis edilmiştir. Genel merdiven dışında yangına dayanıklı kapılar ile geçiş sağlanan ve Bodrum Kat’tan, Çatı Katı’na kadar ulaşan betonarme bir yangın merdiveni mevcuttur. Yapıda her kata hizmet veren 10 kişilik bir asansörde bulunmaktadır.

 

AKS, ANTALYA KÜLTÜR SANAT MERKEZİ'NİN HİKAYESİ

 

Eğer bakmaktan öteye görmek için çaba harcarsak, bazı yapıtların bir hikaye anlatmak istediğinin farkına varırız. Yüzyıllar önce Mevlana Celaleddin Rumi’nin söylediği sözleri unutmuş gibiyiz: “Ne kadar söz varsa düne ait, dünle beraber gitti cancağızım. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.” Bu sözleri unutup, insanları tek tipleştirerek sıraya dizmeye çalışan, farklı düşünmelerini engelleyen dönemlerden geçtik ve geçmeye devam ediyoruz.

 

Bu yapının cephesinde yer alan boruların bir insan veya insan toplulukları olduğunu düşünmenizi isterim. Beyaza ve siyaha boyanmış bu boruların çatıdan sokağa kadar dümdüz indiğini düşünün, bakınca ne görürüz, askeri nizamı dizilmiş, hikayesi olmayan renksiz ve ruhsuz bir görüntü. Halbuki onların dalgalanmalarını, kendilerini özgürce ifade etmelerini sağladığımızda ortaya bir hareket, alışılmışın dışında bir görüntü çıkıyor. Daha ötesi eğer onları renklendirir ve kendilerini daha fazla ifade etmelerini sağlarsak burada bir hikaye var diye düşünüyoruz.

 

Bu boruların hepsi sıkı sıkıya arkalarındaki yüzeye ait oldukları yere, var olmalarını sağlayan yapıya bağlılar. Bu bağlantılar gördüğünüz gibi birer kelepçe değil, kimi kısa kimi dalgalanmaya imkan verecek kadar uzun ve dikkat etmediğinizde görülmez haldeler. Boruların birbirlerine değmeden özgürce dalgalanmalarına ve renklerini ifade etmelerine imkan veriyorlar.